artık incinmeyecek kadar güçlü hissediyorum kendimi.. kendime değer vermediğim için çok fazla incinmeye sürükledim kendimi.. yani meyil verdim.. ama insanların umurunda değil tabi ki.. artık kendim önemliyim.. kendime daha fazla saygı duymam gerektiğini hissettim.. ama bu sanırım, farkındalık zamanıma rastladığı için ders alabildim.. ve doğruya yaklaşmaya başladım.. artık pesimist duygularda kavrulmak istemiyorum..
hayat yaşanması gereken bir yer ve en iyi şekilde yaşamak da benim elimde.. tüm gölgelere rağmen güneşi hissetmesi lazım.. beni yıkmıyor gibi gelirdi olan şeyler.. olumsuz şeyleri görmezden gelirdim.. acımı çok kısa zamanda örterdim yalan mutluluklarda.. ama şimdi bile bile acımı çektim.. yanıp küllerimden yeniden doğmak istedim..
ben kuş gibiyim.. ama kendimi habire kafese tıkmak istedim.. artık kanatlarımdaki renkleri gökyüzüne sürmem lazım.. kafesler benim umutlarımı insanlara taşımama engel.. ama hep bir kafes aradım.. şimdi hiç bir şey aramıyorum.. beklemiyorum da.. dünya yansa meriç’e sarılırım..
aslında kurtuluşum dibimdeymiş.. kendimde.. şimdi başkasının hayatına kurtuluş diye sığınıp onu hayallerime boyamak, kendimi karalamak istemiyorum.. mutluluk, bir ağacın dalındaki kadar yüksekte değil.. bir böğürtlen ağacında.. yerde.. elimizin uzandığı yerde..