İşte taraftar, işte şampiyon!

İşte taraftar, işte şampiyon… Türk spor tarihinin vazgeçilmez tezahüratlarından birisidir. Artık takım şampiyonluğu garantilemiş sayılırken, tribünleri dolduran binlerce insanın hep bir ağızdan haykırdığı yegane sevinç çığlığıdır, işte taraftar, işte şampiyon!

Yazının devamını okumak için tıklayın »

Ahlâkı kimseden öğrenecek değiliz!

Günlerdir rakip taraftar forumlarında ve bazı internet sitelerinde dolaşan, ”Kim Bu Terbiyesiz” başlığı ile verilmeye çalışılan mesajla ilgili birkaç kelam da biz edelim istedik. Beşiktaş taraftarının büyüklüğünü, ayrıcalığını anlatmanın gereği yoktur ve bu zaten bilinen bir gerçektir ancak, üzerimize oynanan oyunlara karşı gerçekleri bir kez daha gözler önüne sermekte sakınca görmüyoruz.

Yazının devamını okumak için tıklayın »

Benim stadım senin stadını döver!

Hikaye 15 Şubat 1998′de başlıyor aslında. Ali Şen tarafından kafasına rakı kadehi konulan Vefa Küçük’ün karizması yerle bir olunca, Aziz Yıldırım bu tarihteki seçimi 1 oy farkla kazanıyordu. Fatih Terim’li GS 1998, 1999 ve 2000 yıllarında şampiyon olunca FB başkanının koltuğu sallanmaya başlıyordu. Başkanlığının ilk 3 senesinde GS’nin üstüste şampiyon olması üzerine “Tarihte en çok GS şampiyonluğu gören FB başkanı” olarak dalga geçilen Yıldırım, müteahhitliğinin de etkisiyle gündem değiştirmek için 2000 yılında FB Stadı projesini ortaya attı. Fakat sportif başarının gelmemesi üzerine bu sefer de “Golleri kapılar, pencereler atmıyor” şeklinde eleştirilere maruz kalıyordu.

Yazının devamını okumak için tıklayın »

Beleştepe

Beleştepe dendiği zaman, ilk akla gelen yer kesinlikle İnönü Stadı’nın numaralı tribünler ile, yeni açık tribünü arasında kalan ve stadın bir kısmını gören tepe olur. Maç günü bileti olmayanlar, o sırada oradan geçenlerin maçı kısmen de olsa takip edebilecekleri yer olsa da, birçok taraftar için vazgeçilmez yerlerdendir. Beşiktaş tribünleri için bir klasiktir Beleştepe…

Yazının devamını okumak için tıklayın »

etiketler, , , ,
Duymayan kulaklar, görmeyen gözler

Dünyanın en büyük (!) derbisi oynandı dün akşam. Saygıdeğer medyamızın her fırsatta Türk futbolundaki şiddetten dışladığı Fenerbahçe camiası yine yapacağını yaptı ve gerçek yüzünü gösterdi. Aslında Kadıköy’de oynanan her derbide, istisnasız, mutlaka bir rezalet yaşanıyor. Ama mutlaka bunu göremeyenlerimiz vardır aramızda.

Allah göstermesin, bu bir Beşiktaş – Fenerbahçe maçı olsa, maçtan önce futbolcularımız Fenerbahçe’lilere saldırsa, çıkıp “ayağıma bastı ben de saldırdım” falan yalanlar atsa… Kavgayı çıkaran oyuncumuz, maç içinde de yan hakemin gözü önünde çaktırmadan bir tane kavga ettiği adama çaksa… O karambolde attığımız cisimler ile maçın 4. hakeminin kafası yarılsa, dikiş atılarak “büyük bir fedakarlık (!)” ile (çıkmaması ve maçın ertelenmesi – hükmen karara bağlanması daha akla ve kurala yakın yaklaşımken) maça çıksa…

Yazının devamını okumak için tıklayın »

etiketler, , , , , ,