Çizdiğim hayaller…

Aynı yere bakıp, resimler çizmeye çalışıyorum saatlerdir. Bir türlü gerçek olmayan hayallerimin resimlerini.

“Yine nerede ne yanlış yaptım? Neden tutunamadım?” diye soruyorum, kendime… Niye geri döndüm yine, bir heyecan ile başlayan yolculuğumdan? Ya da böyle olacağını bildiğim halde neden yola çıktım? Sıkılmadım mı bu kısa ömürlü sevdalardan? Kendime işkence etmekten yorulmadım mı?

Yazının devamını okumak için tıklayın »

Son şakanı yaptın ve gittin…

O gece gördüm seni, nerden bilirdim son kez göreceğimi. Sana sımsıkı sarılsaydım keşke, biraz sohbet etseydik seninle… Belki de fazla üzülmemi istemedi tanrı..

Öyle canım acıdı ki… Anlatmak çok güç… Sen de gittin, öncekiler gibi… Ara sıra gir rüyalarıma..

Yazının devamını okumak için tıklayın »

Ben yine yalnız kaldım

Bir koltukta ben, diğerinde kendim… Türk kahvemiz orta şekerli, ortam biraz gergin… Göz gözeyiz ayna misali… Sessiz izlemedeyiz… Beden dili, enteresan… Farklı birbirimizden… Ben, omzum O’na doğru, bacak üstünde bacak… Kendim, kollarım birbirine kenetli, dudaklar mühürlü… Hadi ama koyulaşsın muhabbet…

Yazının devamını okumak için tıklayın »

Zaman hep düşük yapar bizim buralarda..

Belkiler, amalar, keşkeler…
Kalemini teslim edersen yandın.
Bitmez arkalarından gelen kırılmışlıkların.
Kalemini kurtarıp, düşlerini aşkın, acının yuvarlak klişelerine hapsedersin.
Bil ki, handikaptır yazmak…
Yazdığın kadar varolmak, yazamadıkların kadar yok olmayı getirir zamanla.
Hayatından satırlarına taşıdığın çelişkileri, kaleminin mürekkebi kurutur.
Yazdıkların acıtmaya başladığında, zamana bırak derler hep.
Zaman hep yeni acılara gebe.
Ama bilirsin..
İş, her şeyin çok güzel olmasına gelince;
Zaman hep düşük yapar bizim buralarda…

Kedi, kuş, köpek…

Evde her hangi bir tür hayvan beslemek insanı ruhani açıdan öylesine rahatlatıyor ki… Hani müzik ruhun gıdasıdır derler ya, o lafı diyenlerin hiç hayvanı olmamış sanırım.

Yirmi yedi demek üzereyim… Yaklaşık 20 senedir öyle ya da böyle hayvan besliyorum. Çok çok ufakken, bizim kolera’nın abisiyle sokak köpeklerini gezdirirdik. Sonra güvercinler, muhabbet kuşları besledik. Ben yolda bulduğum 6-7 yaşlarındaki kara kaplumbağasını bile beslemişim…

Yazının devamını okumak için tıklayın »