Dünyanın en büyük (!) derbisi oynandı dün akşam. Saygıdeğer medyamızın her fırsatta Türk futbolundaki şiddetten dışladığı Fenerbahçe camiası yine yapacağını yaptı ve gerçek yüzünü gösterdi. Aslında Kadıköy’de oynanan her derbide, istisnasız, mutlaka bir rezalet yaşanıyor. Ama mutlaka bunu göremeyenlerimiz vardır aramızda.
Allah göstermesin, bu bir Beşiktaş – Fenerbahçe maçı olsa, maçtan önce futbolcularımız Fenerbahçe’lilere saldırsa, çıkıp “ayağıma bastı ben de saldırdım” falan yalanlar atsa… Kavgayı çıkaran oyuncumuz, maç içinde de yan hakemin gözü önünde çaktırmadan bir tane kavga ettiği adama çaksa… O karambolde attığımız cisimler ile maçın 4. hakeminin kafası yarılsa, dikiş atılarak “büyük bir fedakarlık (!)” ile (çıkmaması ve maçın ertelenmesi – hükmen karara bağlanması daha akla ve kurala yakın yaklaşımken) maça çıksa…
Devamını Oku
1968 yılında “kült” diye tabir edilen cinsten bir film çekmişti franklin j. schaffner. fransız yazar pierre boule’un romanından uyarlanan filmde, tarih kadar eski bir varoluş tartışması,“ilerleme karşısında satükonun direnci”teması beyazperdeye nefis bir şekilde taşınıyordu. albert einstein’ın görelilik kuramına gönderme yaparak, “evrimsel sürecin tersine de işleyebileceği olasılığını” ortaya koyuyor, “gelişmiş bir maymun beyni ile insanın ne gözle görülebileceği ve nasıl hükmedileceği” resmediliyordu.
yeni versiyonları da çekildiği için genç nesiller de hatırlar “maymunlar cehennemini”… bir grup astronot, uzun bir uzay yolculuğundan sonra, bir arıza sonucu çok uzak ve bilinmeyen bir gezegene inmek zorunda kalıyordu… karşılaştıkları durum ise ilginçti… konuşmayı bilmeyen ilkel mağara insanları ve adeta insanla yer değiştirmiş, konuşan, avlanan, karmaşık bir medeniyet geliştirmişti maymunlar… astronotlar bir şekilde dağılıyor ve esasoğlan, ilkel insanlardan oluşan bir grupla birlikte insan avcısı maymunlar tarafından esir ediliyordu…
neden bu filmi hatırlatarak başladık yazımıza… açıklayalım…
Devamını Oku