siyah beyaz baba!

Cuma, Eylül 25th, 2009

evinde maç sesi hiç eksik olmayan, maç anıları dolaşan bir evde büyüdüm ben.. ben beşiktaşlı cemal’in kızıydım, kara kartal cemal.. herkes öyle bilirdi babamı.. beşiktaş şampiyon olduğunda, mahalledeki tüm bayrakları babam asardı arkadaşlarıyla boydan boya.. balkondan baktığımda kocaman siyah beyaz bayrağı görürdüm hep.. dalgalanırdı en asil haliyle.. babam televizyon karşısına geçip maç seyrettiğinde ben de [...]

yine turkcell, yeniden turkcell

Çarşamba, Eylül 23rd, 2009

2000 senesiydi.. yaz aylarına doğru, sabah gazetesi yanılmıyorsam 69 kupon karşılığında nokia 3210 cep telefonu ve muhabbet kart veriyordu.. veya 39 kupona modelini hatırlamadığım alcatel marka cep telefonu.. o zamanlar gazeteler kuponla her şey veriyordu zaten.. çatal kaşık takımlarından, arabaya kadar.. cep telefonlarının yeni ayyuka çıktığı dönemlerde de, cep telefonu vermemezlik edemezlerdi.. yanlış hatırlamıyorsam yine, [...]

maymunlar cehennemi..

Cumartesi, Eylül 19th, 2009

1968 yılında “kült” diye tabir edilen cinsten bir film çekmişti franklin j. schaffner. fransız yazar pierre boule’un romanından uyarlanan filmde, tarih kadar eski bir varoluş tartışması,“ilerleme karşısında satükonun direnci”teması beyazperdeye nefis bir şekilde taşınıyordu. albert einstein’ın görelilik kuramına gönderme yaparak, “evrimsel sürecin tersine de işleyebileceği olasılığını” ortaya koyuyor, “gelişmiş bir maymun beyni ile insanın ne gözle [...]

bu siyah değil zindan..

Pazartesi, Eylül 14th, 2009

Yenilgiden sonra yazılmış klasik tabelaya yönelik isyan kelamlarından bir demet değildir bu.
Bu kez amacımız tekniğe,taktiğe kendimizce ahkâm kesip dil döndürmek,bir yaraya parmak basmak,giden 3 puanı hangi beklenmedik virajdan telafi edebileceğimizi hesaplamak gibi nispeten tatlı telaşlar peşinde koşmak değil.
Zira bu gecemiz daha bir zehir zemberek.
Bu geceyi anlatacak sözlerimiz de öyle olacak ne yazık ki,dost acı söyler.
Bugün [...]

kapalıda bir yerlerde..

Cumartesi, Eylül 12th, 2009

hava kapalı..
ve ben nefes aldığım ormandayım..
yüreğimin haykırdığı uçurumda, ağladığım beşikteyim..
dirseğimi çürüttüğüm duvarda, toz toprak içinde kaldığım çocuk bahçesindeyim..
sesimin kısıldığı soğuk suda, bozuk para attığım sokaktayım..
ayıldığım küvette, bayrak salladığım asmalı balkondayım..
aşık olduğum bakkalda, kulağımın çınladığı 10 kasım’dayım..
arkadan itilen kaydırak sırasında, doğduğum evdeyim..
titrediğim sevinçte..
yani ben yine güneşin ulaşamadığı bir derinlikteyim..
kapalıda bir yerlerde..