bu siyah değil zindan..

Yenilgiden sonra yazılmış klasik tabelaya yönelik isyan kelamlarından bir demet değildir bu.

Bu kez amacımız tekniğe,taktiğe kendimizce ahkâm kesip dil döndürmek,bir yaraya parmak basmak,giden 3 puanı hangi beklenmedik virajdan telafi edebileceğimizi hesaplamak gibi nispeten tatlı telaşlar peşinde koşmak değil.

Zira bu gecemiz daha bir zehir zemberek.

Bu geceyi anlatacak sözlerimiz de öyle olacak ne yazık ki,dost acı söyler.

Bugün kaybettiğimiz yalnızca bir derbi ya da 3 puan değil.

Bugün derdimiz Rüştü’nün kötü oynayıp hata yapmasından;

Tek ön liberolu ve forvetsiz Beşiktaş’tan;

Formsuz Nihat’tan,ederi kadar çapı olmayan Tabata’dan,Günah keçimiz Serdar’dan yani sahada olan biten her şeyden çok daha fazlası.

Bu gece gece değil,zemberek.

Bu kanayan yara değil,milyonlarca yürek.

Ve bu Beşiktaş kangren artık.

Bugün kaybedilen sadece 3 puan değildi nitekim.

Beşiktaş taraftarının başkanına zaman zaman ettiği sitem rakip tribünlerce alay konusu edildi.

Çok değil,3-4 ay önce ‘Büyük Mustafa’ diyerek methiyeler dizdiğimiz hocamız aynı şekilde bu maytaplardan nasibini aldı.

Bizim başımızı öne eğen veya göğe kaldıran olgu skor tabelası olmadı hiç,bugün de salt o değildi.

…Galatasaray Lisesi Kongre Salonu’nda yapılan sayım sonucu başkanlığa yeniden seçilen Özhan Canaydın’a gelen tebrik mesajları okunuyordu.Sıra o klişe tebriklerden birisine gelmişti yine,fakat mesaj okunduğunda alışılagelmemiş şekilde ayakta alkışlanmasının bir sebebi vardı.Tebriği geçen Beşiktaş Onursal Başkanı Süleyman Seba’ydı .Başkanın ismi geçtiğinde ise tüm Galatasaray kongre üyeleri ayakta alkışlıyorlardı Beşiktaş Onursal Başkanı’nı.

Şimdi ise bırakın kongre üyelerini; sıradan taraftar,sokaktaki Ahmet,Mehmet,kasap,manav Beşiktaş başkanının ismini kendileri ve muhtelif görüşler taşıyan insanlar için alay malzemesi haline getirebilecek cüreti buluyorlardı.Giden 3 puan değil,belki de Beşiktaş’tı.Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan,taraflı tarafsız herkes için Beşiktaş’ı saygınlığa taşıyan o duruşa el salladık hepimiz.Ya da çoktan gerçekleşen bir vedanın beyazperdeye yansımasını izledi bu akşam gözlerimiz.

Sırtlarına kendilerinden habersiz Mühendis Oktay’ın ruhunu şâd etme misyonunu yüklediğimiz oyuncularımız da yalnızca bir doksan dakikayı kaybetmediler bugün.Ruhları da yoktu üstelik.Bay Kanat görse ‘’Bu Beşiktaş adamı kanser eder’’ yazardı yarın köşesinde,güzel adam görse ‘’Beşiktaş Beşiktaş gibi oynamalı’’ derdi.Yakışmadı…

Herkes üzgün,herkes öfkeli.

Belki de bir dolu kartal yürek en azından bir süreliğine sevdasına tövbeli.

Gurbete yolladık umutlarımızı,lâkin olan oldu.Mangalda kül kalmasa da kesmez vesselam bizi.

Herkesin söyleyecek sözü ve edecek sitemi var elbet heybesinde.Her daim gurur vesilemizken ve çifte apoleti yeni takmışken omuzlarımıza aynı Beşiktaş,şimdi başımız yerdeyse eğer bir olmaza hakkımız var elbette.

Yine edeceğimiz yere edelim sitemi,yine sövelim sayalım gerekirse kusmak için zehrimizi.Rüştü’ye ‘O gol yenmez be abi…’ , Serdar’a ‘Onlar kaçmaz be oğlum…’’ diyelim yine.Gelgelelim iğneyi de kendimize batırıp şu soruyu sormanın zamanıdır kanımca.

Ben Beşiktaş için ne yaptım,ne yapıyorum veya ne yapabilirim?

Rüştü’yü geçen topu çıkaramam kaleden…

Serdar’ın pozisyonunu geri sarıp gol olana kadar şans veremem belki.

Mustafa Hoca’ya gidip ‘’Bu takım bu maça tek ön libero çıkmaz.’’ diyemem.

Ama yapabilecek bir şeylerim olmalı benim.

Beşiktaş için elimi,kafamı,bedenimi,ruhumu neyim var neyim yok esirgemeden koyabilmeliyim taşın altına.

Formalara burun kıvırmaktan,transferlere sallamaktan daha elzem elem ve kederler taşıyabilmeliyim Beşiktaş için.

Keza mutluluk sebeplerim de daha uzun vadeli olmalı.

Necip oynamalı onbirde,Batuhan olmalı yeni gol kralı.

Los Galaktikos’un Türkiye şubesi olmamalı hayal ettiklerim,günlük heyecanlara meze olmamalıyım.

Manipule edememeli hiç kimse beni.fikirlerim değiştirilmemeli kimsenin isteğine göre…

Kimse bana anlatmamalı bir şeyleri farkındalığı tadabilmeliyim.

Kendi hür irademle kendi doğrularımın ardından gidebilmeliyim.

Tepkiyse ilk sus emrinde susmamalıyım,aksine çığ gibi büyümeliyim.
Böyle biter ancak bu hücre günleri,isyan etmeyene itaat revadır malum.

Kim olursa,ne olursa ‘’Yeter’’ diyebilmeliyim,mangal gibi yüreğim olmalı benim.Kimse oyalayamamalı Beşiktaş’ın iyiliği için,dersimi aldım arkadaş diyebilmeliyim.

Gerekirse Beşiktaş Kongresini gerçek Beşiktaşlılara teslim etmek için sürüklemeliyim oraya kendimi ve yandaşlarımı.Geleceğe ilişkin hayallerimi gerçeğe çevirebilmek için,oğluma yeniden babamın Beşiktaş’ını bırakabilmek için Beşiktaş’ın geleceğinde söz sahibi olmalıyım.

O zaman her sevinçte biraz daha kabaracak göğsüm ve her kötü günde daha az sızlayacak vicdanım.

Hiç değilse yolda tökezleyip düşsem de ‘’Tünelin ucunda bir ışık vardı,ona koşarken kanadı dizim.’’ diyebilmeliyim.

Zira gidilen yol yol değil,girdap.

Giden dün,bugün değil,yarın olacak bu güdülenmiş sessizlik sürerse.

Bu yara değil kangren.

Bu siyah değil zindan.

Uyan ey Beşiktaşlı gaflet uykusundan…

Yeter…

forzabeşiktaş.com forumlarında abdullah doruk koç tarafından yazılmıştır..

etiketler, , , , , , , , , , , , , , , ,

    1 yorum yapılmış...

  • onur - 14 Eylül 2009 @ 01:01.53

    buna diyecek birşey yok helal olsun çocuğa çok güzel yazmış :(

    [cevapla]

Yorum yaz









dipnot: Yorumunuz onaydan geçtikten sonra yayınlanacak. Aynı yorumu tekrar tekrar göndermemeniz rica olunur.